Hoppa till huvudinnehåll
Typ av gåva
  • min 35 kr/mån
kr/mån

Türkçe

İsveç Hayvan Hakları (Djurens Rätt) İsveç’teki en büyük hayvan hakları ve hayvanları koruma kuruluşudur. Hayvanların, hissiyatı olan ve kendi yaşamhaklarına sahip bireyler olarak saygı duyulduğu bir dünya düzeni için çalışıyoruz.

İSVEÇ HAYVAN HAKLARI

Yorulmadan hayvanların yanında yer almak, İsveç Hayvan Hakları’nın ne olduğunun özünü teşkil etmektedir ve kurulduğu 1882 yılından bu yana da bu böyledir. Parlamento ile yerel yönetim politikacıları, kamu kurumları, AB yetkilileri, AB kurumları ve şirketler üzerinde hergün lobi faaliyetleri yürütmektedir.  Tartışma makaleleri, sosyal medya etkileşimi, kapsamlı yaz turnemiz ve çeşitli kampanyalarımız vasıtasıyla hergün kamuoyu oluşturmaktayız. Mümkün olduğu kadar çok sayıda hayvan için olabildiğince fark yaratmaya çalışıyoruz.

İsveç Hayvan Hakları, hayvanlara yardım edebilmek için gönüllülerin verdiği desteğe bağımlıdır. Hayvan Hakları, tüm üyeler ve bağışta bulunanlardır ve bunlar hep birlikte çalışırlar. Birlik olursak, kendi sesi olmayanların yanında yer alan güçlü ve büyüyen bir hareket oluruz.   

Ne yapıyoruz?

Hayvan deneylerinde,  gıda endüstrisinin hayvan fabrikalarında, kürk çiftliklerindeki kafeslerde ve insanlar tarafından kullanılıp doğal davranışlarından uzak şekilde türlü acıya maruz kalan tüm hayvanların yararına çalışmaktayız.

İsveç Hayvan Hakları, ana düşüncemiz gereğince diğer hayvanların konumunu iyileştirecek tutum ve yasal düzenlemeler oluşturmak için çalışır. Biz, toplumda hayvanların çıkarlarına büyük ölçüde aykırılık teşkil eden faaliyetlere son verilmesi gerektiğini savunuyoruz. Ama, bu faaliyetler devam ettiği sürece, hayvanların içinde bulunduğu koşullar iyileştirilmelidir. İsveç Hayvan Hakları aşağıdaki alanlardaki çalışmalara öncelik tanımaktadır: Hayvan deneyleri, gıda endüstrisinde hayvan kullanımı, kürk üretimi  ve veganizm/ tüketici.

İsveç Hayvan Hakları, son derece şiddet karşıtı bir toplumsal hareket olarak, insanların da  hayvanların da  şiddete maruz kalmamaları gerektiğini savunur. Demokratik yollardan kamuoyu oluşturmak, siyasi lobicilik ve tutum değişikliğiyle ulaşmak istediğimiz hedef şudur:  Hayvanlara baskı uygulamayan bir toplum. Biz öncelikle İsveç'te faaliyet göstermekteysek de uluslararası ve AB içindeki diğer örgütlerle de işbirliği içindeyiz.  

Biz siyasi olarak bağımsız ve yerel örgütler bazında klasik halk hareketleri modeline göre yapılandırılmış ve  en yüksek karar organı ulusal genel kongre olan bir kuruluşuz.  Genel kongre iki yılda bir toplanır ve Federasyon Yönetim Kurulu’nu belirler; seçimle oluşan yönetim kurulu altında federasyonun maaşlı personeli ile ulusal çalışma grupları bulunur.

Ne düşünüyoruz?

insanlar ve hayvanlar arasındaki ilişkinin hem iyi hem kötü yanları vardır. Güçlü olan taraf insanlar olduğu için bu ilişkideki koşullar esasen insanlara göre belirlenir. Ancak güçlü olmak haklı olmak değildir.

Hayvanlar da tıpkı insanlar gibi, yaşayan, hisseden ve karşılanması gereken ilgi ve ihtiyaçları olan varlıklardır. Biyolojik olarak insan da bir hayvandır, o nedenle aslında doğru tanım "insan ve diğer hayvanlar" dır. Öte yandan insanların iyi ya da kötü davranışı seçme imkânı vardır ve bu nedenle diğer canlı varlıklara karşı özel bir sorumluluk taşırlar.

Deneyim yeteneği, ağrı ve istek duymak hayvanların ortak yönüdür. Bir canlının, örneğin eziyete maruz kalmamak gibi çıkarları olmasını sağlayan bu yetisidir. Eziyet fiziksel ve zihinsel olarak çeşitli biçimlerde olabilir. Bir canlının ahlaki konumunu onun zekâsı değil algılama yetisi belirler.

Ortak bir yaklaşım, insanın diğer hayvanları sadece bir tür yada popülasyon olarak dikkate alması   gerektiğidir.  Ancak eziyeti, bütün olarak türler değil birey olarak canlı varlıklar algıladığı için merkezde bireyin yer alması gerekir. Eziyete neyin yol açtığı sadece türler arasında değil, aynı zamanda bireyler arasında da farklılık gösterebilir.   

Hayvanlar, kendi spesifik ihtiyaçlarına uygun olarak doğal hareket edebilecekleri şekilde yaşayabilmelidir. Hedefimiz, hayvanların insanlar tarafından, onların birey olarak kendi çıkarlarına ters gelecek şekilde ve amaçlarla istismar edilmelerini önlemek olmalıdır.

İnsan toplumu ve egemen ahlak anlayışı, dayanışma sınırlarını genişletmeli ve diğer hayvanların da saygı ve şefkat kapsamına alınmasına izin vermelidir. 

Sloganımızın arkasında böyle bir yaklaşım vardır: Hayvanları ezmeyen bir toplum için!

Yerel ve Uluslararası Çalışmalar  

Kampanya ve bilgilendirme çalışmalarının en büyük kısmını, yerel örgütlerimiz ve bireysel üyeler / sempatizanlar yürütmektedir. Kampanya koşulları ve koordinasyonu, bilimsel temele dayanan raporların hazırlanması ise öncelikli olarak ulusal federasyonumuz tarafından yürütülür.

Çalışmalarımızı ülke sınırları dışında da yürütmekteyiz. Hayvanların daha iyi korunmasının sağlanması için AB politikacıları içinde lobi faaliyetleri yürütmek önemli bir çalışmadır. Bunu, örneğin üyesi olduğumuz Eurogroup for Animals örgütü vasıtasıyla Avrupa’da yürüttüğümüz ortak kampanya ve lobi faaliyetleriyle gerçekleştirmekteyiz. İsveç Hayvan Hakları, başka örgütlerin yanı sıra European Coalition to End Animal Experiments ve Fur Free Alliance üyesidir. Uluslararası işbirliklerimiz hakkında daha geniş bilgiyi buradan bulabilirsiniz.    

FİNANSMAN

İsveç Hayvan Hakları, hayvanlara yardım edebilmek için gönüllü desteğine bağımlıdır. Bir başka deyişle, İsveç Hayvan Hakları ve faaliyetlerini, tüm üye ve bağışçılarıoluşturmaktadır. Üye aidatları, miras ve başka şekilde yapılan yardım ve bağışlar sayesinde İsveç Hayvan Hakları, hayvanları savunan güçlü bir ses olabilmektedir.

İsveç Hayvan Hakları örgütünün 90 rakamlı banka hesabı vardır ki bunun anlamı örgütün İsveç Bağış Denetleme Kuruluşu tarafından kontrol edildiğidir. 90 rakamlı banka hesabı alabilmek için, başka hususların yanı sıra  yıllık gelirin en az % 75’inin aynı yıl içinde yürütülen direkt faaliyetlere ayrılması şartı aranır. Hayvan Hakları, İsveç'teki gönüllü büyük yardım kuruluşlarının birçoğunun bir arada toplandığı Gönüllü Kuruluşlar Bağış Toplama Kurulu’nun   (FRII) da üyesidir.

Paralar buralara harcanıyor 

İsveç Hayvan Hakları, çeşitli düzeylerde çalışmalar yapmaktadır. Halk arasında kamuoyu oluşturucu faaliyetler yürütmekteyiz; ilham kaynağı olmak ve daha çok hayvan dostu bir yaklaşımı teşvik etmek için şirketlerle sıkı temas içindeyiz. Tüketicilerin hayvan dostu seçimleri yapabilmelerini kolaylaştırmak istiyoruz. Hem politikacılar ile doğrudan temas yoluyla hem de resmi kurumlardaki değişik referans grupları aracılığıyla politik düzeyde lobi ve etkileşim de çalışmalarımızın büyük bir kısmını oluşturmaktadır.

İsveç Hayvan Hakları örgütünün çalışmalarının büyük bir kısmı ülke çapındaki aktif gönüllüler tarafından yürütülmekteyse de kadrolu personelimiz de bulunmaktadır. Hayvan Hakları örgütünde toplanan paraların tamamı faaliyetlere harcanmaktadır. Bu paralar, basılı malzemeler ve kamu araştırmalarından tutun da, maaş ödemeleri ve kampanyalara kadar her şeyi finanse etmektedir. Bu paralar, örgütün toplumun arasına karışıp on binlerce insanla doğrudan temas kurmasına, sosyal medyada yaygın şekilde iyer almasına , siyasetçiler ve diğer karar vericilere yönelik seminerler düzenlenmesine, uluslararası çapta büyük işbirliklerine katılmasına ve daha birçok  faaliyete olanak sağlamaktadır. Kısaca, Hayvan Hakları örgütünün çalışmaları üye aidatları, miras ve diğer tür bağışlar sayesinde mümkün olmaktadır. 

TARİHİ

Hayvanlara Bilimsel Amaçlı Eziyetin Önlenmesi için İskandinav Federasyonu, Stockholm Kraliyet Sarayı'nda 7 Ekim 1882’de daha sonra hükümette Bakan olan, o zamanki ticaret müsteşarı Johan Christopher Lembcke tarafından Prenses Eugenie’nin teşvikiyle kuruldu. Birkaç gün sonra 11 Ekim’de, Stockholm Gustav Adolfs Torg’ daki tarihi Rydberg Otelinde örgütün kongresi yapıldı. 

Prenses Eugenie örgütün ilk üyesi, Strängnäs’li Adolf Leonard Nordwall ise ilk başkanı oldu. Nordwall 1892 yılında öldü ve İskandinav Federasyonu 1900 yılına kadar kısıtlı imkanlarla ayakta kaldı. O tarihte İskandinav Federasyonu’nun başına Elna ve Christian L. Tenow adlı bir kişiyle  evli olan ve önceki başkan Nordwall’dan farklı olarak hayvanların iyiliği ve sağlık için vejeteryan diyetini savunan yeni bir yönetim geldi.

Elna Tenow 1902 yılında "Medlemsbladet" adlı üye dergisini yayınladı. Derginin adı  1909 yılında adı "İsveç Hayvan Hakları" olarak değiştirilmiştir  ve dergi halen örgütün yayın organıdır. İskandinav Federasyonu üye sayısını hızla artırarak büyüdü ve 1904 yılında yaklaşık 10 000 üyesi oldu!

İskandinav Federasyonu’nda Tenow sonrasında yönetimi devralacak yeni bir nesil gelmedi, 1900'lerin başında aktif faaliyet gösteren aynı insanlar, 1940'lara kadar yönetimde kalmaya devam ettiler.

Yine, bir başka evli çift İskandinav Federasyonu’nun  yönetimini devralacaktı; John ve Ellen Bortz. Johan 1951 yılında başkan seçildi ve 77 yaşındayken 1976 yılında görevini bıraktı. Ellen Yönetim Kurulu sekreteriydi, idari işleri yürütüyor, derginin editörlüğünü yapıyor ve sıkça dergide makalelerini yayınlıyordu.

Broşürler, eziyetli hayvan deneylerini anlatmak için insanlara ulaşmanın yolunu açtı. Bunun sonucunda, 1950'lerin başında rekor düşük seviyedeki 700 bile olmayan üye sayısında artışlar görülmeye başlandı. 1959 yılında Motala çevresinde ilk yerel üye patlaması oldu ve üye sayısı 3 binin üzerine çıktı.

İskandinav Federasyonu 1970 yılında ikinci kez adını Hayvanlara Eziyet Edilen  Deneylere Karşı İskandinav Federasyonu olarak kısalttığında yeni ve başarılı bir sürecin de adımı atılmış oldu. Üye sayısı 7 bin kişiyi aşmıştı. Artık yeni nesil, sadece hayvanlar üzerindeki deneylere karşı gelmiyor, hayvanların maruz kaldığı zulmü de sorgulamaya başlıyordu.  

1980’li yıllar örgüt için başarı dolu bir on yıl olmuştur. 1985 yılında Hayvan Hakları örgütünün daha önceki tüm yılları geride bırakan sayıda 15 bin’in üzerinde yeni üyesi olmuştur. 1990 yılında İskandinav Federasyonu’nun üye sayısı zirve yapmıştır: 64 817 üye. Bu başarılı on yılın tamamı boyunca örgütün başkanı Birgitta Carlsson (1977-1993) idi.

1990'lı yıllar İsveç Hayvan Hakları örgütünün hayvan deneylerinin dışındaki konulara da giderek yöneldiği yıllar oldu. Hayvan Hakları örgütünün kadrolu çalışanı Lisa Gålmark’ın lanse etmesiyle hayvan hakları kavramı patlama yaptı. Yeni bir nesil vejetaryen ya da vegan olmak suretiyle hemen hayvanlar tarafında saf tutu.

Örgütün en yüksek karar organı olan 1999 ulusal genel kurulunda kuruluşun Hayvanlara Eziyet Edilen Deneylere Karşı İskandinav Federasyonu olan adının Hayvan Hakları Federasyonu olarak değiştirilmesine karar verildi.

HAYVAN ETİĞİ

İsveç Hayvan Hakları örgütü, hissiyatı olan her canlının  baskı, zor kullanma ve istismarsız şekilde yaşamlarını sürdürmesi gerektiği düşüncesindedir. Bu, tabii bir hak gibi görünse de tüm bireyler için geçerli değildir. Mesela dört ayak üzerinde yürüyen ya da yumurtlayan bireylerin içinde bulundukları koşullar çok farklı bir görüntü arzetmektedir. 

Spesiesizm

Sadece belli bir ten rengi ya da cinsiyete sahip olduğu için kişinin ayrımcılık muamelesi görmesinin  yanlışlığı, sorunun çözümü uzak da olsa, sıkça tartışılan bir konudur. Türcülüğe(spesiesizm) dayalı sistematik ayrımcılık ise prensip olarak hiçbir zaman sorgulanmamaktadır. Bu duruma şimdi biraz daha yakından bakalım. İnsan özel bir konuma sahiptir. Bizler iyi veya kötü davranışta bulunma  seçimini yapabiliriz. Planlama ve analiz etme yeteneğimiz, birlikte yaşadığımız diğer canlılara karşı sorumluluğumuz olduğu anlamına gelir. Başka bir hayvanla yakın ilişki yaşamış olan herkes, hayvanların da tıpkı insanlar gibi sevinç ve üzüntü hissettiğini bilirler. Onların sevinç duymak, eziyet ve üzüntüden uzak yaşamak istediklerini düşünmek makuldür. O halde onların buna hakları olması gerekmiyor mu?

Hayvanlar Neden Haklara Sahip Olmalı?

Sadece insanların haklara sahip olmaları gerektiği sıkça öne sürülen bir argüman, bizlerin daha akıllı olmasıdır. Ama bu doğru değildir. Her insan her hayvandan daha akıllı değildir.  Hem neden sadece zeka seviyesi ölçü alınmalıdır ki?  Bu durumda, örneğin bebekler ve bunamış insanlarda olduğu gibi daha az akıllı insanların hakları nereye koyulacaktır? Tabii ki, zeka düzeyine bakılmaksızın herkesin haklara sahip olmaları gerekir!

Öne sürülen bir başka argüman ise bizim her zaman hayvanları istismar edegeldiğimizdir. Ama hiçbir şey sadece uzun süre yapıldığı ya da bir gelenek haline geldiği için ahlaka uygun olarak değerlendirilemez.  Öyle olsaydı,  savaşlar ve ırkçılık hakkında neler söylebilecektik?  Bunlar uzun süre var olduğu gerekçesiyle kabul mü görmelidir?

Üçüncü bir argüman ise farklı türlere ait olmamızdır. Ama, tür biyolojik bir kavramdır. Tür ayrıştırması, etnik ve cinsiyet temelinde yapılan ayrıma göre bireylere farklı davranılması gerektiğini savunan tez kadar anlamsızdır. 

İsveç Hayvan Hakları, hayvanları baskı altına almayan ve türü ne olursa olsun tüm bireylerin çıkarlarına sahip çıkan bir toplum için çalışmaktadır. Hayvanların hakları vardır!

HAYVANLAR ZİHİNSEL  YETENEKLERE SAHİPTİR

Hayvanların duygu ve algılama yeteneğine sahip olduğu birçok kişi için açıktır. Bunun üzerinde hemfikir bile olsak, hayvanların iç alemi hakkında birçok insanın bilmediği çok şeyler var. Şimdilerde hayvanların tepki verme, sorun çözme, iletişim kurma ve merhamet gösterme yeteneğine sahip olduğunu gösteren birçok araştırma mevcuttur.

Omurgalı hayvanların on binlerce türü vardır ve bunlardan sadece çok azı üzerinde onların zihinsel yetenekleri hakkında çok şey konuşabilmemizi mümkün kılacak titizlikte gözlem yapılmıştır. Öncelikle primatlar, sıçanlar, güvercinler, fareler ve sonraki dönemlerde köpekler ve kargaların incelenmiş olmaları yanında, gıda endüstrisinde sıkça kullanılan hayvanlar konusunda ise çok daha az araştırma yapılmıştır. Hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediğimiz inanılmaz sayıda tür vardır. Hayvanların neler yapabilip yapamadıkları ya da insanların hangi konuda muhtemelen eşsiz olduklarına ilişkin tahmin yürütürken çok dikkatli olmamız gerekir.  

Hayvanların bilinç sahibi oldukları, İsveç Hayvan Hakları örgütünün çalışmasının asli temelini oluşturmaktadır. Hayvanlar, sevinç ve eziyet duyma yeteneğine sahip oldukları içindir ki onların yaşam veya ölümleri önemlidir ve onları yaralamak ya da öldürmek yanlıştır.

Bir ağaç gibi, algılama yetisi olmayan bir canlıyı  yaralamak ya da öldürmek, bilinci olan bir canlıyı öldürmekten çok farklı bir şeydir. Ağrı, korku, sevinç, ya da merak gibi olumlu ve / veya olumsuz duyguları yaşama yetileri, hayvanlara nasıl davranacağımızı belirleyen ölçülerdir. Bu aynı zamanda hayvanın yaşam hakkının teslim edilmesinin temelini oluşturur.

İnsan olmayan canlıların da tıpkı insanlar gibi bilinçli ve algılama yeteneklerine sahip oldukları, İsveç Hayvan Hakları örgütünün doğal hareket noktasıdır.  Bazen genellikle ”zeka” denilen farklı zihinsel özellikler, insanlara daha büyük değer atfetmek  ya da diğer hayvanlara kıyasla daha fazla yaşam hakkı tanınması için bir argüman olarak kullanılmaktadır.  Zekâ, bütünüyle belli bir insan düşüncesinden hareketle tanımı kötü yapılmış olan bir kavramdır ve acı veya sevinç hissedilmesini sağlayan şey de zekâ değildir. Öte yandan, özel ihtiyaç ve çıkarlar konusunda zihinsel yeteneklerinin önemi olabilir. 

Diğer hayvanların zihinsel yetenekleri konusundaki bilgimiz, umarız dünyamızda birlikte yaşadığımız diğer canlılara daha fazla saygı ve anlayış duymamıza yol açar. Biz, genellikle bize  benzeyenlere karşı daha kolaylıkla anlayış ve merhamet gösteririz. O nedenle biz insanların diğer türlerle olan ortak yanlarını burada öne çıkarmaktayız; ama diğer hayvanların da bizde olmayan yeteneklere sahip olduğunu ve belki bu yeteneklerin onlar için daha önemli olduğunu da hatırlamamız gerekir. 

GIDA SEKTÖRÜNDE HAYVANLAR

Ya gıda üretmek ya da kendileri gıda haline getirilmek suretiyle en çok sayıda hayvanın kullanıldığı alan gıda endüstrisidir. İsveç gıda endüstrisinde bir yıl içinde yaklaşık 100 milyon hayvan telef edilmektedir.

Yumurta ve süt üretimi için kullanılan hayvanlar da kullanım süreleri dolduğunda öldürüldükleri için yukarıdaki rakam daha büyüktür. Yüksek seviyede üretimin bir sonucu olarak acımasızca damızlık olarak ve hayvan ürünleri üretiminde kullanılan bu hayvanlar, birkaç yıl ya da daha kısa süre içinde kullanım ömrünü tamamlamaktadır. İsveç'te yiyecek amacıyla öldürülen hayvanlardan bazıları balık, tavuk ve domuzdur. Bu hayvanların ortak yanı hepsinin ağrı ve acı hissediyor olmasıdır. Balıklar domuzlar gibi çığlık atmaz, ama onların yakalanıp havada boğularak ölmeleri onların acı çekmediği anlamına gelmez.

Hayvanların nakliye sırasında veya mezbahada acı çekmelerini gösteren haberler insanların birçoğunda rahatsızlık yaratmaktadır. Bu haberleri genellikle bir dizi tartışma programları ve tepki dolu izleyici mektupları izler.  Daha fazla denetim ve sıkı kurallar getirilmesi talep edilir. Hayvan Hakları, hayvanların koşullarında acil iyileştirmeler yapılması için çalışır, ama çalışmalarımız bununla kalmaz. Gıda endüstrisindeki tüm hayvan yetiştiriciliğinin hayvanların kabul edilmez şekilde istismar edildiği, çünkü bu yolla yaşamlarının ellerinden alındığı düşüncesindeyiz.  Hayvanlar yiyecek değildir!

HAYVAN DENEYLERİ

Birçok araştırma, eğitim, ilaç alanları ve diğer sektörlerde hayvanlar deney olarak kullanılmaktadır. İnsanlar üzerinde deneyler yapmanın etik olarak kabul edilemez olduğu durumlarda hayvanlar kullanılmaktadır. İnsanlar üzerinde aşırı risk, yaralanma ya da büyük acılara sebebiyet verebileceği için bu deneyler insanlar üzerinde yapılamamaktadır. Ama bu deneylerin  diğer hayvanlar üzerinde yapılması da, yine ağrı ve acıya sebebiyet vereceği için, etik olarak kabul edilebilir değildir.

Bugün yapılan deneylerin birçoğu hayvanlarda büyük eziyete sebep olmaktadır ki bu durum kabul edilemez. Üstelik bu eziyet sadece deneyin kendisiyle de sınırlı kalmaz. Deney hayvanlarının yaşam koşulları genellikle dar kafeslerde, stimülasyon yetersizliği ve sefil koşullar içindedir. Hayvanların giderek artan bir kısmının genetiği manipüle edilmiş olup insanlarda görülen değişik hastalıklar için bir model olarak kullanılmaktadır. Başka bir ifadeyle bu hayvanlar hastalıkları geliştirmek üzere tasarlanmıştır. İsveç Hayvan Hakları örgütü hayvanların yararına olmayan tüm hayvan deneylerinin kaldırılması için çalışır.

Bu, bilimsel ya da tıbbi gelişime karşı olduğumuz anlamına gelmez. Bugün bazı hayvan deneylerinin yerini  sofistike seçenekler almıştır.   Bu yöntemler, genellikle insan hücreleri baz alınarak veya insan model veya verilerinden hareketle uygulanmaktadır. Bu nedenle, insanlar üzerindeki etkilerinin önceden tahmin edilmesi yönünden çok iyi sonuçlar doğurabilecektir. Ne yazık ki, şu an için hayvan deneylerinin tamamının yerini alabilecek seçenek bulunmamaktadır. Bunun önemli bir nedeni ise hayvandan arındırılmış yöntemlerin geliştirilmesi için yeterince yatırım yapılmamasıdır.  Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin yerine konulacak başka seçeneklerin olmaması, insanların deneylerde hayvanları kullanma hakkına sahip olduğu anlamına gelmez. Hayvanlar deney objeleri değildir!

KÜRK SEKTÖRÜNDE HAYVANLAR

Kürk endüstrisi insanların hayvan kürklerini sadece giysi olarak kullanmak istedikleri için hayvanların yetiştirilerek öldürülmeleri anlamına gelir. İsveç'te sadece kürkü için her yıl yaklaşık bir milyon vizon öldürülmektedir. Buna ek olarak, öncelikle kürk üretimi için daha düşük sayıda ve kafeste tutulan tavşanlar vardır. Hayvanlar doğal yaşam koşullarından çok farklı koşullar içinde küçük kafeslerde tutulur. Tilkilerin kafeslerde tutulmasına 2001 yılında daha sıkı kurallar getirilerek son verilmiş, 2014 yılında çinçilya çiftliği de aynı akibete uğramıştır.

İsveç, her yıl yaklaşık 270 milyon kron (1) değerinde kürk derisi ihrac etmektedir. Burada üretilen kürkün büyük bölümü ihraç edilmektedir ve İsveç'te satılan kürkler ise ithal üründür. Ayrıca, tuzaklarla yakalanan ve çok acı çekerek öldürülen çok sayıda vahşi hayvan kürkü de satılmaktadır.

Bugün boydan boya kürk giysisi eskisi kadar pek sık görülmemektedir ve tabii ki bu bir ilerlemedir. Ne yazık ki buna karşın kürk işlemeli ceket, şapka, çizme, oyuncak ve diğer ürün satışlarında artış olmuştur. Hayvanlar için ise bu bir ürün ayrıntısı değil yaşamsal bir konudur. İsveç Hayvan Hakları örgütü hayvanların kürklerini korumaları ve kürk yetiştiriciliği ve diğer kürk üretiminin yasaklanması için çalışmaktadır. Hayvanlar giysi değildir!

ULUSLARARASI ÇALIŞMALAR

Hayvan haklarının dünyanın bütün ülkelerinde gündeme alınması gerekir. İsveç  Hayvan Hakları örgütü o nedenle dünyadaki diğer hayvan hakları kuruluşları ile işbirliği içindedir.

İsveç'teki hayvan koşulları dünyanın diğer bölgelerinden etkilenmekte ya da tam tersine etkilemektedir. İsveç'in AB üyeliği nedeniyle, hayvan sorunlarında AB kararlarını etkilemek için Hayvan Hakları örgütü daha enerjik çalışmaktadır. Bunu, diğer Avrupa örgütleriyle ortak kampanyalar düzenleyerek ve lobi faaliyetleri yürüterek yapmaktayız. İsveç Hayvan Hakları, çeşitli uluslararası şemsiye örgütlerinin ve bireysel nesnel sorunlar üzerinde çalışan kuruluşların da üyesidir.

Tüm ülkelerdeki hayvanların hakları olmalıdır! Bu nedenle, İsveç Hayvan Hakları örgütü uluslararası faaliyetlerini sürdürmektedir.

HAYVAN DOSTU TÜKETİCİ

Hayvanların mal olarak görülmediği bir toplum için.

Hayvanlar, hayvansal ürünlere talep olduğu için kullanılmaktadır ve hayvancılık sektörü aralıksız pazarlama faaliyetleriyle bu talebi teşvik eder ve canlı tutar. Hayvan dostu yaklaşımıyla tüketim yaparak bu durumu etkileyebilirsin. Yapılan her hayvan dostu seçim hayvanların acı ve zulümden kurtulmaları anlamına gelir.

Bir tüketici olarak, hayvansal içeriği olmayan ürün talep ederek önemli bir katkı sağlayabilirsin. Ne kadar çok kişi hayvan etiğine uygun ürün talep ederse o derece hayvansal içeriği olmayan ürün çeşidi  piyasaya çıkar. Şirketlerin hayvanlar için etik sorumluluklarını  yerine getirmeleri için cesaretle talepde bulun.

Veganlığı seç

Hayvanların en fazla kullanıldığı alan gıda endüstrisi olduğu için, günlük hayatta yapabileceğin en önemli seçimlerden biri gıdadır. Bugün her on İsveç’liden biri vegan beslenmektedir ve vegan besinine olan ilgi son yıllarda büyük oranda artmış durumdadır. Vegan gıdayı seçerek, bir ömür boyu birkaç bin adet canlı bireyi kurtarabilirsin. Ayrıca vegan gıda sağlıklı, besleyici, zengin çeşitli ve iyi bir tat içerir.

Günlük hayatımıza giren hayvansal malzemeler

Hayvanlar,  giyim, kozmetik, kişisel bakım ürünleri, mobilya ve aydınlatma gibi birçok farklı ürünlerde de kullanılmaktadır. Ayrıca hayvanlar üzerinde test edilen bir dizi kozmetik ve ev ürünleri de bulunmaktadır. Neyse ki, hayvanların kullanılmasına yol açmayan bir yığın başka malzeme de mevcuttur. İsveç Hayvan Hakları, hayvansal parçaları içermeyen ürün seçiminde ya da hayvan eziyeti içermeyen üretim konusunda tüketicilere kolaylık sağlamak ister. 

Hayvanlar eşya değildir!

EĞLENCE OLARAK HAYVANLAR

Hayvanların eğlence aracı olarak görülmediği bir toplum için.

Hayvanlar  bir dizi bağlamda eğlence amacıyla kullanılmaktadır. Hayvanat bahçelerinde gösterilmekte, sirk numaraları için eğitilmekte ya da boğa güreşi arenasında ölümüne kadar zulüm görmektedir. Yarışmalar ve arabalı tırıs at koşuları gibi bazı durumlarda ise ortada büyük paralar dönmektedir. Hayvanlar sıkça film ve reklamlarda gösterilir. Turizm sektörü de hayvanları göstermek yoluyla, örneğin fotoğraf çekimi ve binicilik turları düzenleyerek para kazanmaktadır. Sergi, yarışma ve spor alanlarında olduğu gibi kimi durumlarda da elde edilecek prestij ve onur söz konusudur. Böylesi faaliyetlerin tamamının ortak paydası insanın eğlence amacıyla hayvanları kullanmasıdır. Bir yere nakledilmek ya da gösteriler yapmaya zorlanmak hayvanlar için iyi bir şey  değildir.

Hayvanlar kendi ihtiyaçları ve çıkarları olan hissiyatlı canlılardır. İsveç Hayvan Hakları, hayvan ve onların çıkarına olan hususların ciddiye alınmasını ister ve hayvanların eğlence amaçlı her tür istismarına karşı çalışma yürütür. Hayvanlar eğlenmek için  değildir!

AİLE ÜYESİ OLAN HAYVANLAR

Bugün bir otomobil ya da TV satın alır gibi bir hayvan da satın alınabilmektedir. Hayvan, artık bıkıldığında atılabilecek hatta öldürülebilecek bir mülk haline gelir. Birçok hayvan, ihmale ve kötü bakıma maruz kalmakta ve onlara bakması gereken insanlar tarafından terk edilmektedir. Belki de bu hayvanı satın alırken fazla düşünülmemiştir; o sevimli hayvan yavrusu artık büyümüştür, bakımıyla uğraşmak bıkkınlık vermiştir ya da aile içinden birinde alerji olduğu farkedilir.

Hayvan kaçakçılığı başka bir önemli sorun teşkil etmektedir. Hayvan kaçakçılığı ticareti, bu hayvanlar için büyük acılara sebebiyet vermekte,  ayrıca diğer hayvan ve insanlar için büyük enfeksiyon riski oluşturmaktadır. "Egzotik" hayvanlar ve köpekler (yani dünyanın diğer bölgelerinde yaşayan hayvanlar) en sık kaçak ticareti yapılan hayvanlardır. Ayrıca, bu egzotik hayvanlar iklimimize uyum sağlayamadığı için İsveç'te yaşamaya uygun hayvanlar değildir.

İsveç Hayvan Hakları, insanlarla yaşayan hayvanların aile üyesi konumuna sahip olmaları gerektiği düşüncesindedir. Biz, hayvan çıkarlarına aykırı olan ticari amaçlı yetiştiriciliğe ve hayvanın damızlık olarak kullanılmasına karşıyız. Biz hayvanların bir yere yerleştirilmesi yönünde çalışmalar yapmıyoruz, ama evcil hayvan edinmeyi düşünen herkese, hayvan yetiştiricisi tüccara yönelmek yerine öncelikle yeni bir yuvaya ihtiyacı olan bir hayvanı aile üyeliğine almaları çağrısında bulunuyoruz. Ayrıca, hayvanın bakım ve gözetimi için gerekli zamanı ayırabileceğinden emin olman gerekir.  Hayvanlar mülk değildir!

AV

Hayvanların hedef tahtası olarak görülmediği bir toplum için.

İsveç'te, her yıl av sırasında bir milyondan fazla hayvan öldürülmektedir ve buna ek olarak bilinmeyen sayıda hayvan yaralanmaktadır. İsveç’te en fazla avlanan hayvanlar impala, kanada geyiği ve tavşandır. Kurt ve tilki gibi yırtıcı hayvanlar da avlanmaktadır. Denizlerde de ava devam etmekte fok balıkları, bazı ülkelerde balinalar ve yunuslar avlanmaktadır. Koruma alanlarında ya da yavrulara bakım sürelerinde bile hayvanlara rahat verilmemektedir. Milli parklar ve doğa rezervi alanlarında avlanılmakta ve hayvanların yavruladığı  dönemlerde bile birçok canlı türünün avlanılabildiği ”koruma amaçlı avlanma” denilen avlanmaya izin verilmektedir.

Hayvanların avlanmaları sırasında değişik av silahları kullanılmaktadır. En yaygın kullanılanı mermi ya da saçma atan ateşli tüfeklerdir; ama tuzak, ilmikli ip, zıpkın ve diğer hayvanlar da av yöntemi olarak kullanılmaktadır. Avlanan hayvanların dışında başka canlılar da av sebebiyle ölmekte ve sakatlanmaktadır. Av gereci olarak kullanılan köpekler de öldürülmektedir. Diğerlerinin yanı sıra , avcı kurşunlarına kurban giden, diğer hayvanlar tarafından öldürülen ya da trafikte araçların çarparak öldürdüğü köpekler de buna dahildir.

HUKUK

Hayvanların yasal haklarının olduğu bir toplum için.

Bugün hayvana karşı bir suç işlendiğinde hayvanı temsil eden ya da mahkemede davasını yürüten hiç kimse bulunmamaktadır. İsveç Hayvan Hakları, bunu değiştirmek istemektedir. Hayvanlar söz konusu olduğunda da mahkemelerde iki taraflı sisteme gerek duymaktayız. Bugün hayvanlar, büyük ölçüde tarafsız konumdadır, çünkü hayvan sorunlarında hiç kimse söz hakkına sahip değildir. Herhangi bir kişi,  belki demokratik hayvan hakları örgütleri mahkemelerde hayvanları temsil edebilmelidir. Ayrıca, yargı kurumları içinde hayvanın durumu hakkında bilgi sahibi, örneğin özel eğitimli savcılar gibi kişilere ihtiyaç duyulmaktadır.

Hayvanlar, kendilerine yönelik suç işlenmesi durumunda ekstra bir mağduriyet yaşarlar; çünkü bağımlı konumdadırlar ve karşı gelebilme olanakları fazla yoktur. Hayvan eziyetine yargının göz yumması ve hayvan eziyeti ile kötü bakım suçlarına verilen cezaların genellikle hafif olması ya da hiç uygulanmaması ise durumu daha vahim hale getirmektedir. Hayvan Hakları, bunun yerine işlenen suç sırasında hayvanın yaşadıklarından hareket edilmesi gerektiğini düşünmektedir. İsveç Hayvanların adalete hakkı vardır!

KENTSEL PLANLAMA VE ÇEVRE

İnsan toplumu, insan ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanmıştır. Bu hiç de şaşırtıcı değil, ama dünya nüfusu arttıkça dünyayı paylaştığımız hayvanların yaşam alanlarına ve yaşam koşullarına daha çok girer ve müdahale eder hale geldik.   

Yeni bir yol inşa edileceği zaman ya da yeni bir sanayi planlaması yapıldığında, bazen yakın bölgedeki hayvanların bundan nasıl etkilenecekleri tahminleri yapılır. İklim değişiklikleri ve akut çevre kirliliğinden genellikle ilk önce hayvanlar etkilenir. Özellikle herhangi bir türün yok olma tehlikesi söz konusu olduğunda ve genelde hayvan nüfusu etrafında tartışmalar yürütülür. Ama bu, birey olarak hayvanları dikkate almakla aynı şey değildir. Hayvanlar yaralandığında, hastalandığında ya da öldüğünde, hissiyatı olan canlı bireyler bunlardan etkilenir ve bu durum türün yok olma tehditiyle karşı karşıya olup olmadığına bakılmaksızın aynı derecede acı vericidir. İsveç Hayvan Hakları örgütünün çalışmalarındaki hareket noktası budur. Bu bölümde insanın toplumsal yapılanmasının hayvanları ne yönde etkilediğine daha yakından bakacağız.

Bu metin Swesteng Tercüme A.Ş. tarafından tercüme edilmiştir.

Har du fått nog av trånga hönsburar, långa djurtransporter och plågsamma djurförsök?

Bli medlem